Perşembe, Temmuz 26, 2007


İZLEDİM, YAZDIM...


Dün akşam, yakın bir zaman önce köklü bir değişimden geçmiş bir tv kanalında, Okuma Zamanı adında bir kültür programı izledim. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ile bir söyleşi gerçekleştiriyordu sunucu. Yazarı daha önce duymama rağmen, kendisinin birkaç yazısı hariç, kitaplarını daha önce okumuşluğum yoktu ama programın seyri, sorular ve cevaplar güzel gittiği için izlemeye koyuldum. - Bu arada keşke tv'deki okuma ve diğer kültürel aktiviteler hakkında yapılan programlar çoğalsa. TRT ' de yazar Selim İleri'nin hazırlayıp sunduğu kitapla ilgili güzel bir program var, fırsat buldukça izlemeye çalışıyorum. Bu programların sayılarının çoğalmasını dileyerek Fatma Karabıyık Barbarosoğlu söyleşisi hakkında yazmaya devam ediyorum.-

Öncelikle yazarın sorulara verdiği cevapları çok beğendim, kendi çocukluğuyla günümüz çocuklarını kıyaslamasını, tespitlerini çok doğru buldum. Yazar, şimdiki neslin eğlence nesli olduğunu söylüyor. Zamane çocuklarının bağışıklık sistemlerinin acıya, üzüntüye karşı zayıf olduğunu ve bu yüzden çocukların bu duygularını uç noktada yaşadıklarını söylüyor. Acı ve üzüntünün bir nevi aşı gibi insanı güçlendirdiğini söylerken, günümüz çocuklarının her istekleri yerine geldiği ve bu çocukların, çok zor koşullarda yaşamadıkları için, gerçek acıyı bilemediklerini söylüyor. Tabi bunlar izlediklerimi kendi kelimelerimle ifade edişim. Velhasıl, yazara bu konuda fazlasıyla katılıyorum. Kendisi çocukken okuduğu Tom Amca'nın Kulübesi kitabından çok etkilendiğini ve bu kitapta anlatılanlar yüzünden üç gün yemek yiyemediğini söylüyor ve ben, Kemalettin Tuğcu okuyarak büyüdüm diyor. Peki, günümüz çocukları bu kitapları okuyabilirler mi , ben de yazar gibi sanmıyorum. Şimdiki çocuklar tesir gücü yüksek, Uzakdoğu ithali, çeşit çeşit yaratıklar ortaya çıkarıp, bunları birbirleriyle dövüştüren bunu da kağıt oyunu haline getiren çizgi filmlerle büyüyorlar. İzleyen küçük beyinlere, zehirli bal sunan bu çizgi filmler, çocuklara Kemalettin Tuğcu okutturmaz. Teknoloji, bilim ileriye gitse de zamanın kötüye gittiği çok açık ne yazık ki...

Yine yazarın söyleşisinde sorulan bir soruya verdiği cevap da gündem meseleleriyle çok güzel örtüştüğü için yazmadan geçemeyeceğim. Sunucunun muhalefet olma, karşı taraf olma durumuyla ilgili bir sorusuna karşın yazarın cevabı: "Aslında muhalefet olmak , karşı durmak yerine kendi fikrinde hakikate ermek, doğruya ve gerçeğe ulaşmak amacıyla yola çıkarsan zaten ortada muhalefet diye birşey kalmaz" şeklindeydi. Bunu dinledikten sonra aklıma ilk gelen şey, programı izleyen yahut bu yazımı okuduktan sonra sizlerin aklına ilk gelecek olan şeyle aynı sanırım.

Ezcümle, benim de Fatma Karabıyık Barbarosoğlu kitaplarıyla tanışma vaktim geldi. Eminim kitapları da söyleşisi gibi güzeldir.