Pazar, Eylül 14, 2008


ANİMA MUNDİ ( DÜNYANIN RUHU)

Susanna Tamaro

Komşu kitaplıktan bir başka kitap: Anima Mundi. Yazarın meşhur kitabı Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'i sanırım lise yıllarında okumuştum. Üslup olarak iki kitabın benzerlikleri var.

Anima Mundi'de: Romanın kahramanı/ başkişisi Walter adında genç bir erkektir. Walter ailesiyle birlikte İtalya'nın küçük bir kentinde yaşamaktadır. Babasının öfke nöbetlerine ve annesinin tüm bunlara karşı sessizliğine tahammül edemez ve bir gün evden kaçar. Arkadaşlarıyla alkollü olarak bindikleri araba kaza yapar. Hastanede yattıktan sonra alkolik gençlerin tedavi edildiği merkeze gider. Burada Andrea ile tanışır. Eve döndüğünde annesinin bulduğu bir işte çalışmaya başlar ama bu da uzun sürmez. Bir doğum günü sabahı sırtında çantasıyla terkeder evini.
(Yazar burada son bulan bölüme "Ateş" adını vermiş. Walter'ın kaçışıyla "Toprak" bölümü başlıyor)
Roma'ya gelir. Lokantada iş bulur. Bir oda kiralar, bir de oda arkadaşı vardır, Federico. Walter, iş dışındaki vakitlerini kütüphanede geçirir. Önceleri çok okur, sonrasında yazmaya başlar. Yazdıklarını Federico okumuştur ve ona yardım etmeyi teklif eder. Walter'ı Neno adında ünlü bir senaryo yazarıyla tanıştırır. Walter, uzun süre yazdığı "Ateşler İçinde Yaşam" kitabının basılmasını bekler. Kitap basılır ama çok az satar. Geçinebilmek için güldürü filmi (!) senaryoları yazmaya başlar. Uzun aradan sonra Neno'nun daveti üzerine evine gider. Orada tanıştığı kendinden yaşça büyük ve evli Orsa'yla kısa süreli ilişki yaşarlar. Orsa tarafından terk edildiğinin ertesi günlerinde hayatının ikinci trafik kazasını geçirir. Komada kalır. Bir ay sonra evine döner. Telesekreterinde babasının aylardır düşkünler evinde tedavi gördüğünü söyleyen komşularının mesajı vardır. Eşyalarını hazırlar, eve doğru yola çıkar.
("Rüzgar" adlı son bölüm burada başlıyor.)
Evinden ayrılalı uzun yıllar geçmiştir. Annesi yıllar önce ölmüş, babası ise düşkünler evinde son günlerini yaşamaktadır. Walter evine gittiğinde kendisine birkaç ay önce gönderilmiş bir mektup bulur. Gönderen Andrea'dır, Walter'ı yanına çağırmaktadır. Walter babasını görmeye gider. Günlerce yanında kalır. Babasının ölmeden önceki son sözleri Walter'a "Bağışla beni!"dir. Babasının ölümünden sonra Andrea'nın çağrısına uyar ve mektupta yazılı adrese gider. Burası küçük bir manastırdır. Yaşlı bir rahibeden başka kimsenin olmadığı manastırda Andrea'nın kendisine bıraktığı mektuplardan onu tanımaya, anlamaya çalışır ve niçin intihar etmiş olduğunu da...
Walter, rahibenin yanında kalır ama onun ölümüne dek onunla birlikte sorgular hayatını. Belki de doğduğundan beri aradığı huzura, dinginliğe Andrea'nın sayesinde gittiği küçük manastırda erer. Çünkü artık bağışlamayı öğrenmiştir...

Kitap başlarda sıkıcı gelse de ilerleyen sayfalarda akıcılık kazanıyor. Yazarın şiirsel bir dili var. Örneklemeleri de çok hoş ve bilgilendirici (Kitapların bu özelliğini seviyorum, içinde alıntı yapan kitapları da).

Kitap bir anlamda nefretin bağışlamaya dönüş süreci...

"Çamurda yetişenler de demiştim o zaman kendime, bir yerde geriye dönüş yapabilir, arınabilir, temizlenebilir ve başlangıçtaki masumluğuna kavuşabilir. İyi, ama başlangıçtaki masumluk neydi? Belki de acıyla tanışmamış olma halinden başka bir şey değildi." ( syf: 95)

Anima Mundi:
Anima Mundi terimi Okült( gizlicilik) terminolojinin bir terimi olup, Dünya gezegeninin tümüyle bir canlı varlık olduğu kavramını dile getirmek üzere “Dünya canı” anlamında kullanılır. Zaten Latince’deki iki sözcükten oluşturulmuş terim de sözcük anlamıyla bu anlama gelir. Simyacı Basilius Valentinus’un “Dünya ölü bir vücuttan ibaret değildir” sözüyle belirttiği Anima Mundi kavramı'nı kabul eden görüşe göre, insan bedeninde olduğu gibi, Anima Mundi’nin bedeninde de sinir sistemi, dolaşım sistemleri, solunum sistemi ve çakralar mevcuttur. Anima Mundi’nin, insan varlığında olduğu gibi, ruh, süptil beden ve maddi beden olarak, üçlü bir yapıya sahip olduğu kabul edilir.
kaynak: Vikipedi

Can Yayınları, basım yılı 1997, 256 syf.

2 yorum:

Tuana dedi ki...

Kitaplığa bu kitabı da eklemem lazım :) Konusunu sevdim.
Yazarın üslubunu az çok biliyorum zaten, yüreğinin getirdiği yere git isimli kitabını 8.sınıfta okumuştum güzeldi.
Bunu da okumam lazım hemde acilen:)
Sevgiler.

SERAP dedi ki...

"Rüzgar" bölümünde anlatılanlar hoşuma gitti.İçinde mektup olan kitapları seviyorum galiba:)Yüreğinin götürdüğü yere git çıktığı zamanlarda herkes onu okuyor diye inat etmiş, okumamıştım.Yaşıtım olan herkesin okuduğunu düşündüğüm o kitabın hala konusu bilmem.Hangisi daha güzeldi sence?