Cuma, Mart 07, 2008


BUZDAN KILIÇLAR

Latife Tekin

Okuduğum ilk Latife Tekin romanı; ikincisini okur muyum bilmiyorum. Yazar kitabını yaklaşık yirmi yıl önce yazmış. Sanırım bu kitabı yazmak için uzun bir araştırma yapmış çünkü kitabın en önemli karakterlerinden biri, belki de en önemlisi bir araba: Volvo. Yazar araba üzerine o kadar teferruatlı yazmış ki - arabaya kimlik verilmiş çünkü- okuyucu olarak bu beni çok sıktı ve yordu. Okuma sürecinde kendimi oto tamircisindeymişim gibi hissetmeme sebep olan yazar, konu itibariyle belki gerekli ama yine de kitabı sunduğu okuyucu kitlesini düşünerek bu kadar karışık, yorucu bir anlatımı tercih etmeseydi, kitaptan belki zevk alabilirdim. Değerlendirmek için belki yanlış kitabı seçtim ama yazdıkları arasında böyle bir kitap olan yazar, beni diğer kitaplarını okumaktan soğuttu. ( İbrahim Yıldırım'ın Kuşevinin Efendisi ve Tomris Uyar'ın Yaza Yolculuk kitaplarında hissettiğim duygular...)

Roman kurgusuyla yazılmış olsa da, ben o kategoride değerlendiremedim kitabı.

Konusuna gelince: Baş karakterimiz Halilhan, yoksulluk sınavı veren çoğu insandan biridir. Onu bu çoğunluğun önemli bir karakteri yapan kimi özellikleri vardır, şöyleki: Halilhan, maddi anlamda yoksuldur. Dünyaya böyle gelmiştir ama amiyane tabirle "yırtmak" düşüncesindedir. İçinde bulunduğu çemberden çıkmak düşüncesidir, ruhu zengindir çünkü ve akıllıdır da. Proje üreten bir abidir, kardeşleri Mesut ve Hazmi'ye oranla "Sunteriler" ailesinin beynidir. Bir Volvo'su vardır, kimlik kazandırdığı bir arabası. Öyleki Volvo, sarışınlardan hoşlanan, sarışın bayan görünce "pat" diye duran bir arabadır. Halilhan'ın Volvo'yla ilişkisi, araba- sürücü ilişkisinden ziyade fantastik boyuttadır; öyleki kaza yapıp da arabası tamir olunca, arabasının karakterinin değiştiğini düşünecek kadar.

Halilhan'ın zengin sınıfına dahil olmak ve "pılık pırtık hayat"tan kurtulmak için bir de beyni olduğu projesi vardır: Teknojen.
Teknojen adını vereceği şirketini kurma hayallerini, dünya üzerindeki tek dostu Gogi'yle paylaşır. Bu arada, enteresan bir karakter olan, aklını uzayla bozmuş Gogi'yi, evlendirme çalışmalarına girerler Halilhan ve eşi. Bulunan kızla Gogi mektuplaşır. ( Ömrünüzde göremeyeceğiniz mektuplar: Gogi'nin yazdıkları saçmalığın sınırlarını zorlayacak cinsten)

Halilhan, evlidir ama Volvo'nun beğendiği, önünde durduğu sarışın Jülide'ye aşık olur. Kısa süreli bir ilişki yaşarlar.

Eş, dost,kardeşler, gelinler, Halilhan, Gogi ve illa ki Volvo arasında gidip gelen kitapta, yazarın karakterlere verdiği isimler de enteresan: Ese Sunteriler, Aynina, Rübeysa, Sitile ...

Kitapta sevebildiğim ve birden fazla okuyabildiğim tek bir cümle var:
"Bedenlerimizi ve ruhlarımızı, dünyanızın saldırılarından korumak için kurduğumuz şaşırtıcı, mucizevi savunma sistemimizin kıymetli bir parçasıdır dekorlarımız."
Volvo'ya da bu çerçevede bakmak gerek...

Gogi de Halilhan kadar önemli bir karakteri kitabın. Hele yaptığı, orgon enerjisiyle çalıştırmayı düşündüğü, içine kurumuş etler astığı, üstünü çıkarıp içine girdiği bir enerji kutusu vardır ki, Gogi'den de bu beklenir ancak!

Bir başka karakter olan Aynina tarafından, resmi yapılan baba Sunteriler'in önüne bir kilo şeker konulup, resim boyunca onu yemesiyse çok marjinal ve aynı oranda saçma bir sahne olmuş fikrimce.

Yoksulluğun yorgun ruhlarda yoğurduğu felsefe, daha güzel ve daha az yorucu bir şekilde anlatılabilirdi. Bunu söylüyorum, çünkü yazarın edebi anlamda çok güçlü olduğunu düşünmüyorum, edebiyat çevrelerinin aksine.

Konu güzel ama işleyiş öyle değil. Sevemedim ama okuyup da seven varsa, kitaptan güzel bir şeyler çıkarabilen varsa, yorumlarını beklerim.

Everest Yayınları, basım yılı 2003, 128 syf.

5 yorum:

Sera dedi ki...

Merhaba,

Yazarın Unutma Bahçesi kitabını okumuştum. Pek içine girememiştim açıkçası ve yarısında bırakmıştım. Bahsettiğiniz kitabın konusu ve içeriği de bana pek iç açıcı gelmedi ve okumaya kalksam büyük ihtimalle sizin gibi hissederdim.
Paylaşmak istedim :)

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili Sera, hoş geldiniz. Teşekkür ederim yorumunuz için.

Latife Tekin'in önemli yazarlar arasında yer almasıyla okuyucuyu hüsrana uğratması ne yaman çelişkidir,değil mi?
İyi ki paylaşmışsın. Yazarın diğer eserlerini merak ediyordum ama okumaya cesaret edemiyordum, beğenmemekten korktuğum için. Sen de beğenmediysen, büyük ihtimalle ben de beğenmem :-)
sevgiler...

kaldirimcocuklari dedi ki...

Bu yorumun üzerine istesemde okuyamam artık ben bu kitabı hehe psikolojik olarak sıkıntı basar beni :p

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili Kaldırım çocukları, hoş geldiniz... Teşekkür ederim yorumunuz için...

:-) olabilir...
Bu arada profilinize baktım. Siz de Robin Williams filmlerini sevenlerdensiniz, tıpkı benim gibi. Peyami Safa'yı da çok severim. Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel'ini yıllar önce okumuştum ve "mankurt" kavramını öğrenmiştim sayesinde. Hoş zevkleriniz var.
Her zaman yorumlarınızı beklerim...
sevgiler...

kaldirimcocuklari dedi ki...

Robin Williams'ın her filmini gına gelene kadar seyredenlerdenim =) Cengiz Aytmatov'dan öğrendim bende mankurt kavramını. Aytmatov'un Toprak Ana kitabını tavsiye ederim... Bende sizin yorumlarınızı beklerim iadeyi ziyaret =)