Cumartesi, Nisan 05, 2008


BİR YAZ GECESİ

Fatma Gürel

Yeni bir yazar, yeni bir dünya...
Kitabın adı, tabloyu andıran kapağı ve çıktığı yayınevi güzel bir kitapla karşı karşıya olduğum hissini uyandırdı. Her ne kadar ödüllü bir kitap olması (1994 Türkiye İş Bankası Edebiyat Büyük Ödülü) gözümü biraz korkutsa da - genelde ödüllü kitaplarda hayal kırıklığına uğruyorum - aldım, okudum. Hislerimde yanılmadım bu sefer; güzel doyurucu hikayelerle karşılaştım.

Yazar, kimya mühensisliği öğrenimi görmüş, bir yandan da edebiyatla bağlarını koparmamış. Yazdıkları ödülle taçlandırılan bir yazar olmuş. İyi de olmuş. Ben de böylece okur olmanın güzelliğini bir kez daha yaşamış oldum.

Gelelim Bir Yaz Gecesi'ne: Kitapta on dört tane birbirinden güzel hikaye var. Yazar, kendi yaşantısının görüntülerini yazıya dökmüş. İçlerinde kurgu olanı varsa bile, hepsinden yaşanmışlık tadı almak mümkün.

"Bir Yaz Gecesi Anısı", "Ah, 'Lale'li Günler", "Annemin Altın Bilezikleri" hikayeleri nostalji tadında. "İlandaki İş", "Baharla Gelen", "Vitamin", "Yolcu" hikayeleri çaresizliğin, ayakta kalabilmenin, hayatın ağır yükünün; doğrularının peşinden gidebilenlerin ve modern zamanın sorunlarını işleyen güzel kaleme dökülmüş hikayeleri kitabın.

"Madenin Kırmızı Gülü" hikayesi, "Selvi Boylum, Al Yazmalım"ı çağrıştırdı bana, hoş bir hikaye.

"Sevil Hanım'ın Kabul Günü", "Karayılanların Öfkesi" kitabın diğer başarılı hikayeleri.

Aslında kitabın on dört hikayesinin tümü başarılı, okuması keyifli.

Yazar, samimi ve kolay anlaşılır bir ifade tarzı kullanmış.
Hikaye okumak istiyorsanız, okurken yorulmayayım ama okuduğuma da değsin diyorsanız, size uygun bir kitap olabilir " Bir Yaz Gecesi".

Remzi Kitabevi, basım yılı 2003 ( 3. basım), 128 syf.

4 yorum:

cinar dedi ki...

Bu hafta İstanbul'a gelip kitapçı kitapçı dolaşacağım umarım. Bu kitabı ismiyle bile güzel buldum. Listeme ekliyorum hemen. Öneri için teşekkürler şeker kız :)

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili çınar, ben beğendim, umarım sen de beğenirsin. iyi okumalar.
sevgiler...

YILDIZNAF dedi ki...

Ahh Seker Kiz, aaahhhh,
Yalnizlikdan bunalmis, kalkmis portakalli biscotti(youtube'da gordum, Turkiye'de youtube hala yasakli mi?) pisirmis onun kokusu ile bloglari okurken, canimi yine kitap cektirdin. Kendi dilimle okumayi ozledim, siparis etmeden gidip secmeyi ozledim, yagmura ragmen otobus duraklarinda yeni aldigim kitaba, bir isirimlik simidin esliginde baslamayi ozledim !

Senin Prenses Kuzunu var ya, yerim ben ! Tanrim bu ne guzellik ! Allah'im sen onu koru !

Muzige ve anlatimindaki sadelige gelince;
Iste onlar degil mi zaten bana bu satirlari yazdiran....

Kocaman opucukler....

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili yıldıznaf, teşekkür ederim güzel yorumun için.
Youtube'a erişebiliyoruz artık.
Ben de senin gibi anadilim dışında bir dille ( favorim İspanyolca ve Arapça'dır) kitap okuyabilsem keşke.
Sen de benim canımı portakallı biscotti çektirdin o zaman :-)
Eminim çok leziz olmuşlardır. Güzel kızınla afiyetle yiyin benim yerime de.

Rana'ya gelince (kızım) kendisi şu an gözlüklü. Yakın zamanda gözlüklü fotoğrafını ekleyeceğim. Bakalım o zaman da çok güzel bulacak mısın? :-)
Tekrar teşekkür ederim güzel sözlerin için. Yorum yazamadığım için bloğuna uğramadığımı düşünme. Sadece bu aralar ehliyet alma çabasında olduğum için bilgisayar başına sadece soru çözme maksadıyla geçebiliyorum.

Müziği ve anlatımı beğenmene gerçekten sevindim.

Tüm kalbimle sevgiler...