Perşembe, Eylül 11, 2008


KASABANIN EN GÜZEL KIZI

Charles Bukowski

Kendi kitaplarımı bitirdim, yeni siparişten önce yorum bekleyenleri yazayım dedim ama yine duramadım ve komşumun kitaplığından iki kitap aldım. Biri bu kitap, diğeri Susanna Tamaro'nun Anima Mundi kitabı. Bukowski'yi bir saatte bitirdim, ikinciye başladım. Ama ikisi de pek hoşnut etmedi beni.

C. Bukowski daha önce okumamıştım (bilmeden doğru mu yapmışım ne!) komşu kitaplığında görünce, bunun yazarla tanışmak için iyi bir fırsat olduğunu düşündüm. Yazarla tanıştım evet, ama bazı çevrelerin övgüyle bahsettiği bu yazarın kitabının her sayfasında değil her paragrafında içki, kadın, cinsellik ve fazlasıyla argo, küfür yer almakta. Yazar kitabında kendini ele vermiş ama vermemiş olsaydı bile, hikayelerini yazarken -kendi deyimiyle- fıçılarca, şişelerce içki içtiğini ve aklının pek de başında olmadığını kolayca anlayabilirdik.

Kitap yazarın seçme öykülerinden oluşuyor: Kitaba adını veren Kasabanın En Güzel Kızı, 15 cm, Tecavüz, Buluşma, Hür Hayvanat Bahçesi, Kid Stardust Mezbahada, Sülük Üzerine Notlar ve Pis Moruğun Notları'ndan Seçmeler...

Amerikalı şair, roman ve öykü yazarı Bukowski "yeraltı edebiyatçısı" ve "postmodern yazar" olarak tarif edilmekte.
Açıksözlülüğünün -gereksiz ve sınırsız- ne boyutta olduğunu anlamak için, geçirdiği sayısız basur ameliyatlarını konu alan kitabına verdiği ismi görmek yeterli.
(ben buraya yazamıyorum...)

Yazarla tanışmadıysanız, tanışmak için iki kere düşünün derim...


Metis Yayınları, basım yılı 1995, 124 syf.

6 yorum:

Sokak Lambası dedi ki...

Bir arkadaşımın önerisiyle tanıştım Bukowski'yle. Çok tuhaf bir yanı var bu tür yazarların. Kimileri çok seviyor, tapıyor adeta. Hayatlarında bambaşka yerlere koyuyor bu yazarı. Bense her cümlesini zorlanarak okuyorum, kitabın bir an önce bitmesi için dua ediyorum. Kitap bitiyor, bir başkasını okumak için teşebbüste bile bulunmuyorum. Olmadı, Bukowski'yi sevemedim ben.

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba sokak lambası, dediğin gibi bazı yazarların tabiri yerindeyse fanatikleri oluyor. Dikkatini çekti mi bilmem bu yazarlar da hep uç yazarlar oluyor.
Açıkçası fazla edep dışı bulduğum için ben de sevmedim üslubunu.

sevgiler...

Tuana dedi ki...

Başucu kitaplarımdan biridir.Unutulmayacak bir eser.Okumayanlar bir an önce okumalı derim :)

SERAP dedi ki...

En az bir kitabını okumaya niyetli olduğum yazarlardan birisi Bukowski.Tarzını biliyorum,banada çok uygun değil ama bu kadar seveninin onda ne bulduğunu anlamak istiyorum...

evvelzamanicinde dedi ki...

Merhaba Serap,teşekkür ederim yorumların için. Hepsini buradan cevaplayayım :-)
Bukowski'yi tanımak için fikrimce bir kitap yeterli. Ne demek istediğimi okuyunca anlayacaksın.
Bir de Leyla İpekçi iyi bir yazar, yanlış anlaşılmasın. Yalnız yazarın bilgisi çok, yorumu da çok olunca okuyucuyu yoran bir kitap çıkmış ortaya.
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'i okumadıysan fazla bir kaybın yok :-)
Yaşlı bir kadının uzaklardaki torununa yazdığı mektuplardan oluşan, "kalbibin sesini dinle" mesajı veren ortalama bir kitap, bence tabi.

Rana'dan yakın zamanda bahsedeceğim, isteğin üzerine :-)

sevgilerimizle ( Rana ve ben)...

Boogie dedi ki...

Tarzı uç noktalarda olsa bile Bukowski en sevdiğim yazarlardan biridir. Bunun sebebi belki de kitaplarında kendini yüceltmesi değil, tüm zavallılığını ve acizliğini yansıtmasıdır. 69 kuşağını seven birisi olarak bu kuşağı etkileyen yazarlardan olduğu için de bende yeri ayrıdır.