Cumartesi, Mayıs 23, 2009


HUZUR

Ahmet Hamdi Tanpınar

"Tanpınar'ı onun istediği gibi dura dura, içlerine sindire sindire okuyanlar onu sevecekler, yalnız ona karşı değil, bütün sanata, insana ve kâinata başka bir gözle bakacaklar, kendilerini ebediyete götüren esrarlı ışıklarla dolu bir yolda bulacaklardır."

Kitabın önsözünde yer alan Prof.Dr.Mehmet Kaplan'ın bu sözleri, Tanpınar okumak isteyenler için anahtar niteliğinde. Denildiği gibi uzun bir süreçte okunduğunda o büyülü kapıdan girmek mümkün, kısa süreli okuma yolculuğunda ise kapı dışında kalmak pek âlâ mümkün. Belki de bu yüzden Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okumayı epey geniş bir zamana yaydığım için (sindire sindire) daha başarılı ve daha keyifli bulmuştum. Aslında o kitaptaki ironiyi sevmiştim.

Huzur'un ana karakteri Mümtaz. Anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiş ve amcasının oğlu İhsan tarafından büyütülmüş. İhsan bir baba, bir ağabey hatta bir dost olur Mümtaz için. Karısı Macide de bir anne gibi ihtimam gösterir Mümtaz'a.

Otuzuna yaklaşırken Nuran'la tanışır Ada vapurunda. Nuran,kocasının kendisini aldatması sebebiyle boşanmış ve kızı Fatma'yla birlikte ailesinin yanına yerleşmiştir. Fatma, bir türlü Mümtaz'ı kabul etmez annesinin hayatında. Mümtaz ve Nuran tüm olumsuzluklara rağmen evlenmeye kararlıdır ama Nuran'ı seven bir başka adam, yakın arkadaşı evli ve çocuklu Suat engel olur evlenmelerine. Yaşarken değil ama intiharıyla. Aralarına bir ölünün girdiği çift, Nuran'ın isteğiyle ayrılır ve Nuran, eski kocası Fahir'le evlenmeye karar verir.

Kitap, İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz başlığı altında dört bölüme ayrılmış.

Tanpınar, talebesi ve dostu olduğu Ahmet Haşim ve Yahya Kemal gibi, kendisine batı edebiyatından üstad olarak seçtiği Paul Valery gibi edebiyatı "güzel sanat" olarak görmüştür ve mükemmeliyetçi bir anlayışla yazmıştır eserlerini.
Huzur, bir huzursuzluk romanı aslında. Yitirilen bir aşk, hastalıklar, ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu durum. Romanın kasvetli bir havası var, dil de ağır. Ama daha ziyade hislerin, fikirlerin ifade ediliş tarzı yoruyor okuru.
Huzur'dan çok şey bekliyordum ama huzursuzluk değil. Açıkçası kendime kızsam da keyif alamadım kitaptan.
Dergâh Yayınları, basım yılı 2007 (ilk basım 1949), 391 syf.

3 yorum:

kaldirimcocuklari dedi ki...

Huzur şu anda benimde listemde. ama iç sıkacak kitaplar okuyacak ruh halini bulamıyorum kendimde=) en iyisi Huzur'u biraz daha ertelemek. sayfada çok güzel olmuş :)

Kitap Kurdu dedi ki...

Huzur....Hayatımın romanı diyebilirm. Üniversite 3.sınıfta okuduğum, muhteşem bir kitap. Çok şey öğrendim ben o kitaptan. Yazara hayranım zaten. Tüm kitapları muhteşem. Beni o yıllara goturdunuz, teşekkürler. Sayfanız çok güzel olmuş bu arada.

asli koyuncuoğlu dedi ki...

Huzurun birazcık huzursuz bir roman olduğu doğru.Ancak okurken keyif de aldım ben.Özellikle müziğin anlatıldığı bölümlerde