Salı, Mayıs 26, 2009


KAVİM

Ahmet Ümit


"Öldürmeyeceksin"... Eski Ahit'ten alıntılanan bu cümle, sayfaları çevirdikçe neyle karşılaşacağımızın küçük ipuçlarını veriyor elimize.


Bir Türk polisiyesiyle karşı karşıyasın ey okur! Daha önce Türk polisiyesi okudun evet, Ebüssüreyya Sami'nin Amanvermez Avni'sini, Erhan Bener'i, Esmahan Aykol'u, Peyami Safa'yı... Ama adını çokça işittiğin popüler yazarımızla yeni tanışacaksın. Beklentin büyük, hadi o zaman lafı fazla uzatmadan arala bakalım sayfaları...

Başkomiser Nevzat, yardımcısı Ali ve kriminolog Zeynep... Bu üçlü İstanbul'un artık kanıksadıkları kolay çözülür bir cinayetini aydınlatacaklarını düşünürken kendilerini gizemli ve çetrefilli bir cinayet vakasının ortasında bulurlar. Maktûl, Yusuf Akdağ adlı Mardinli bir Süryâni'dir ve evinde bıçaklanarak öldürülmüştür. Cinayeti ilginç yapansa kurbanın başucunda bulunan altı kanla çizilmiş satırların olduğu İncil ve İncil'in üzerindeki "Mor Gabriel" yazısıdır.

Komiser Nevzat ve ekibi, olay yerini incelerken maktulün arkadaşı olduğunu öğrendikleri bir adam girer içeri. Henüz çocukken anne ve babası gözlerinin önünde öldürülen, dayısının büyüttüğü ve din eğitimi alması için İtalya'ya gönderdiği; kendisini ne Müslüman ne Hristiyan olarak gören kendi deyişiyle agnostik (bilinemezci, tüm dinlere kuşkuyla bakan) karakterimiz öğretim üyesi Can.

Soruşturma süresince pek çok zanlı çıkacaktır karşılarına. Biri de kurbanın sevgilisi bar işletmecisi bayan mafya Meryem.
Bir diğeri Mâlik. Yıllar önce tarihi eser ve silah kaçakçılığı suçlarına bulaşmış sonrasında kendisinin, Hristiyanlığın oluşmasındaki en önemli kişilerden biri Aziz Pavlus'un reenkarne hali olduğunu düşünen antikacı Mâlik.
Ve Meryem'le dolayısıyla Yusuf Akdağ'la hesabı olan bir zamanların itirafçısı mafya Bingöllü Kadir.

Yusuf Akdağ, kimdir bu gizemli adam? Komiser Nevzat ve ekibi olayı tam çözdüklerini düşündüklerinde yeni bir düğüm çıkar karşılarına.

Mor Gabriel Manastırı'ndan çalınan bir kitabın dokunan her kişiye ölüm getirdiği bir lânet mi yoksa geçmiş zamanda işlenmiş bir cinayetin hesaplaşması mı tüm olanların nedeni?

Kendini Aziz Pavlus sana antikacı Mâlik'in de cinayete kurban gitmesi ve ölüm şeklinin Pavlus'un ölümüyle aynı olması soruşturmayı daha da karmaşık bir hale sokar. Ama bir görgü tanığının Mâlik'in evine girerken gördüğünü söylediği mühim şahıs, davanın seyrini bambaşka bir yöne çeker ve düğüm yavaş yavaş çözülmeye başlar...


Yazarın kurgusu oldukça sağlam. Samimi bir dili var, olaylar birinci ağızdan anlatıldığından olsa gerek, yazar okurla sohbet ediyormuş gibi bir havası var. Güzel bir hava bu, kitabın sürükleyiciliği adına da artı puan.

Bir de şu " Katil, her zaman suç mahalline geri döner" klişesi, kurguya çok güzel yedirilmiş.

Komiser Nevzat ve ekibi, "Kanun Namına" adlı bir dizi projesiyle seyircinin karşısına çıkmış. Lakin çok kısa süren bir dizi olmuş. Merak ettim şimdi, yayınlanan bölümleri bulup izlerim belki.

Ahmet Ümit'le tanıştık, bakalım ikinci kitap hangisi olacak?

Doğan Kitap, basım yılı 2006, 382 syf.

9 yorum:

Sishyphos dedi ki...

Bayılmıştım bu kitaba.Dan Brown kitapları dünyayı kasıp kavururken bu kitabın göz ardı edilmesine çok üzülmüştüm.Bence mutlaka başta ingilizce olmak üzere diğer dillere iyi bir çeviriyle çevrilip yayınlanması gereken bir kitap.

Kitap Kurdu dedi ki...

Geçen yıllarda okumuş olduğum bir kitap. Evet güzeldi, sürükleyiciydi. Ama diğer kitaplarını okumama yazarın.

denizanasi dedi ki...

ben de dum. zaten sıkı bir ahmet ümit hayranıyım. birçok kitabını okudum. valla yabancı polisiye yazarlardan çok daha verimli romanlar yazıyor. onun kitaplarında polisiye konunun dışında birçok tarihi konuları da öğreniyorsun. keşke başka dillere de çevrilse kitapları..

SERAP dedi ki...

Canım tam olarak yazmamışsın ama ben anlatımından hoşlandığını düşündüm.Eğer varsa kesinlikle 2. kitap Patasana olsun.Özellikle Patasana'nın dilinden anlatılan bölümler benim çok hoşuma gitmişti.

asli koyuncuoğlu dedi ki...

Kavimle başlamıştım ben de.daha sonra Beyoğlu Rapsodisi ve Bab-ı Esrar ile devam ettim ve pişman olmadım.gerçekten sürükleyici ve gizemli romanlar yazıyor.
Kavime dönersek aynı dönemde okuduğum Da Vinci Şifres,'ni hatırlatmıştı biraz bana.

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba Sishyphos, hoş geldiniz...Henüz yeni tanıştım yazarla ama dediğiniz gibi başarılı buldum ben de.

merhaba kitap kurdu, teşekkür ederim yorumun için...

merhaba denizanası, dediğin gibi özellikle öğretici tarihsel mevzular da bolca var.

Serap merhaba, keyifli bir okuma serüveniydi, henüz ikinci kitabını okuyorum yazarın. Patasana'yı da listeye aldım.

merhaba Aslı, Beyoğlu Rapsodisi'ni bugün özellikle sordum kütüphaneciye. Ama ne yazık ki başka bir okurdaymış. Ben de "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir" öykü kitabıyla devam ediyorum Ahmet Ümit okumaya.

sevgiler...

cinar dedi ki...

tanıştın ve sevdin demek, çok sevindim :) Ben de Ahmet Ümit'i çok severim. Beyoğlu Rapsodisi de şaşırtıcıydı bence..

pisikopati dedi ki...

http://illederoman.blogspot.com adresine de bir uğrayınız, belki ilginizi çeker.
sevgiler

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba pisikopati, hoş geldiniz... Verdiğiniz adrese uğramıştım, hatta arada uğruyorum.
Evet, ilgimi çekti. Bana, bilmem bilir misiniz "Ölü Ozanlar Derneği"ni çağrıştırdı. Çok hoş bir aktivite. Tebrik ederim.

sevgiler...