Çarşamba, Temmuz 15, 2009


NIETZSCHE AĞLADIĞINDA

Irvin D.Yalom


"Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar." Bu açılış cümlesi, yaklaşık 400 sayfalık kitabın özeti gibi, hatta kitabın kapısını açan ve kapatan bir nevi anahtar bu cümle. Kim bu kadar yalın ve bir o kadar doğru cümleyi sarfetmiş, yalnız ve öfkeli Nietzsche. 19. yy. Alman filozofu, bir rahip oğlu olmasına rağmen, dini şiddetle reddeden , kadınlara karşı dinmemiş öfkesiyle bir garip adam, kiminin yücelttiği, kiminin taşladığı.

Yazara ait okuduğum ilk kitap. Nietzsche'yi yarı gerçek yarı kurgu da olsa tanıyabildiğim ya da tanımaya çalıştığım ilk eser. Yine çokça işittiğim bir kitaptı. Kütüphanede görünce ve tercihlerine güvendiğim kitap dostu blog arkadaşlarımın yazdıklarını da okuyunca meraklı bir okur olarak aldık kitabı ve başladık okumaya.
Kitap, roman türünde kaleme alınmış ama kurgusuyla değil de anlatımıyla, içeriğiyle romanın başına tamamlayıcı bir kelime gerekiyor. Arka kapakta yazılan şekliyle bir "düşünce romanı" Nietzsche Ağladığında.

Yıl 1882, sonbahar. Doktor Joseph Breuer, Venedik'te karısı Mathilde'yle tatilini sürdürürken ilginç bir not ulaşır eline. Lou Salome imzalı notta, Alman felsefesinin geleceğinin sallantıda olduğu ve bu acil sorun için doktorla hemen görüşmesi gerektiği yazmaktadır. Dr. Breuer, notun tanımadığı sahibiyle buluşur. Lou Salome, henüz 20'sinde, etkileyici güzel kadın, henüz iki kitabı basılmış ama pek tanınmayan Prof. Nietzsche'nin ümitsizlik hastalığına tutulduğunu ve onun intihar etmesinden korktuğunu söyler doktora. Ve bu kayıbın Avrupa kültürü için ciddi sonuçlar doğurabileceğini de söyler. Lou Salome, doktora şöyle bir teklifte bulunur, ünlü müzisyen R. Wagner'in Nietzsche'ye yazdığı bir mektubu da gösterek:

Son iki yılda yirmi dört doktora giden ama yakınmalarına çözüm bulamayan Nietzsche'yi, daha önce Dr. Breuer'in eğitim konferansında anlattığı Anna O.'ya uyguladığı tedavi gibi özel bir yöntemle tedavi etmesi. N.'nin bedeninin değil, ümitsizliğinin tedavisidir istenilen. Ama N.'nin yeni bir doktora görünmek istemeyeceğini bildiğinden ve o sıra araları sorunlu olduğundan başkaları vasıtasıyla N.'yi Dr. Breuer'in Viyana'daki kliniğine yollayacak ve tedavi böylece başlayacak. Lou Salome'in Dr. Breuer'den bir isteği daha olur: N.'nin bu konuşmalardan kesinlikle haberi olmamalı.

Dr. Breuer ve Lou Salome, Viyana'daki klinikte bir kez daha buluşurlar ve Lou Salome, N. ve kendisi hakkında önemli bilgiler verir doktora. N.'yle bir arkadaşı sayesinde tanışmış ve bu üçlü arasında tuhaf bir ilişki başlamıştır. N.'nin ablasının asla onaylamadığı bu ilişkide N., arkadaşı aracılığıyla Lou Salome'e evlenme teklif eder ve reddedilir. Lou Salome ve diğer arkadaşının birlikteliğiyle ihanete uğradığını düşünen N., iyice ümitsizliğe kapılır ve Lou Salome'e öfke dolu mektuplar yazar.
Ve nihayet filoloji profesörü, iki kitabı yayınlanmış, gezgin ve yalnız, gizemli hasta Dr. Breuer'in Viyana'daki kliniğine gelir. N. tıbbi hastalıklarını sıralar: uykusuzluk, şiddetli baş ağrıları, mide bulantıları... N., üç soru sorar doktora: "Kör olacak mıyım?", " Bu rahatsızlığım ömür boyu mu sürecek?", "Babamda olduğu gibi beni de genç yaşta öldürecek, ... bir beyin hastalığım mı var?".

Dr. Breuer ve N. birkaç görüşme yaparlar ama N. kliniğe yatıp tedavi olmayı reddeder. Son görüşmelerinden sonraki gece Dr.Breuer'in kapısı çalınır ve bir adam müşterisinin -N.'dir bu- kendi misafirhanesinde fenalaştığını , müşterinin cebindeki karttan ona ulaştığını ve acil gitmeleri gerektiğini söyler. Dr. Breuer, misafirhaneye gider ve N.'nin migren nöbeti geçirdiğini, aldığı yüksek dozda ilaçların etkisiyle fenalaştığını anlar. N.'yi tedavi eder ve uyanana kadar onun başında bekler. N. bilinçsizce sayıklarken "Yardım et!" der doktora. Uyandığındaysa doktora borçlu olduğunu söyler ve daha sonra Dr.Breuer, N.'ye ilginç bir teklifte bulunur: Breuer, N.'nin fiziksel doktoru olacak buna karşın N. de Breuer'in ruh ve zihin doktoru olacaktır. Karısını ve çocuklarını sevmediğini, zihnindeki yabancı ve sefil düşüncelere hakim olamadığını, cesareti olmadığını, yaşama nedenini bilemediğini ve bir amacının kalmadığını söyler N.'ye. Dr.Breuer'in söyledikleri gerçektir ama N.'yi tedaviye ikna edebilmek için abartılmış gerçekler. Nihayet N.'yi tedaviye ikna eder ve onu bir takma isimle -Eckart Müller- kliniğe yatırır. N., Dr.Breuer'in sorunlarını listeler: genel mutsuzluk, yabancı düşüncelere kapılmak, kendinden nefret etmek, yaşlanma korkusu, ölüm korkusu, intihar eğilimi.

Dr. Breuer, N.'ye kısa süre önce başka bir doktora devretmek zorunda kaldığı ve âşık olduğu genç, güzel hastasından bahseder, Bertha'dan, ona verdiği takma ismiyle Anna O.'dan. Bertha histeriktir ve hipnoz seansları sonrasında kimi korkularından kurtulmuştur. "Baca temizleme" adını verdikleri bir psikolojik terapiden bahseder ve karısı Mathilde'nin kıskançlığı yüzünden kovmak zorunda kaldığı hemşiresi ve yakın arkadaşı Eva'dan.
Karşılıklı süren terapilerde N., Dr.Breuer için de "baca temizleme" yöntemini kullanır ve doktorun enteresan rüyalarını yorumlarlar birlikte. N.'nin tespitlerinden birisi de Dr.Breuer'in asıl probleminin, yanlış bir konuda huzursuzluk duyuyor olmasıdır. Bu arada Dr.Breuer ve N. birbirleri için hasta notları tutarlar.

N. ona özgür olmasını söyler. Dr. Breuer de arkadaşı Sigmund Freud'dan kendisine hipnoz uygulamasını ister. Sigmund Freud yirmili yaşlarında genç bir doktordur ve rüyalara, bilinçaltına meraklıdır. Dr.Breuer, hipnoz sırasında karısını ve çocuklarını terkettiğini, Venedik'e gittiğini, Bertha'yı bulduğunu ve onun başka bir doktora da kendisine olduğu gibi yakınlık gösterdiğini görür.

Dr.Breuer, Bertha saplantısından kurtulur ama nasıl kurtulduğuna N.'nin ihtiyacı vardır. Çünkü aklı hâlâ Lou Salome'dedir. Ve kalkanlarını indirir Nietzsche ağlayarak ve anlatarak. Dr.Breuer de ona, Lou Salome ile nasıl tanıştığını ve N.'yi tedavi fikrinin nasıl doğduğunu anlatır.

Nietzsche'nin "kaya" cümlelerinden:

"Neysen o ol!"
"Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir."

"İnziva yalnız inzivada var olabiliyor. Paylaşıldığı an havaya karışıyor"
(bunu da sevdim)

Kitabın sonunda yazar, kitapla ilgili tarihsel konulara açıklık getiriyor. Ne gerçek ne kurgu öğreniyoruz böylece.

Ona göre ümit, işkenceyi uzattığı için kötülüklerin en kötüsü olsa da, ümitsizlik girdabında yalpalayan bu adam "amor fati" diyebiliyor, yani "yazgını sev".
Kitabı okumaya başlamadan önce ağır bir kitapla karşı karşıya olduğumu düşünüyordum ki okuyunca hiç de öyle olmadığını gördüm. Kitap her ne kadar felsefe ve psikolojiyle yoğrulmuş olsa da Irvin D.Yalom çok başarılı bir şekilde kitabı sürükleyicilikten uzakta tutmamış.

Az sayılmayacak sayfa sayısına ve yazı boyutunun biraz küçük oluşuna rağmen hızlı okunabilen başarılı bir kitaptı.

Kitapta S.Freud'la karşılaşmak keyifliydi. Freud ve Nietzche karşılaşsaydı nasıl olurdu acaba diye de merak ediyorum ama inzivaya çekilmiş, tedaviyi bile zorla kabul eden N.'nin, Dr.Breuer'in arkadaşı S.Freud'la görüşmesi ihtimali düşük.

Bu kitap, N. hakkında doğru bildiğim yanlışları düzeltmem, bilmediklerimi öğrenmem ya da sevmediğim yönlerini bilgiyle anlamlandırabilmem için güzel bir adresti.
Kitabı okuyanlara yabancı gelmeyecek o enteresan fotoğraf...





















Ayrıntı Yayınları, basım yılı 2007 26. basım (ilk basım 1996), 374 syf.
İng.'den çeviren: Aysun Babacan

14 yorum:

hye dedi ki...

Kitabı okumadan evvel çok önyargılıydım çünkü kitap hakkında bir takım söylentiler dolaşıyordu ortalıkta. İyi ki de okumuşum, muhteşem bir kitaptı. Üstelik kolay anlaşılıyor. Yorumcuların korktuğu kadar aptal bir millet değiliz. Felsefeyle ilginiz yoksa okumayın falan denmişti. Rahat okunabilir bir kitap vesselam. Ben anladıysam herkes anlar:))

cinar dedi ki...

canım ablacım vasıtasıyla öğrendiğim ve okuduğum bir kitap bu. beni üniversite yıllarıma götürdün o yüzden birden bire :) Çok beğenmiştim ben. hala da tavsiye ettiklerim arasındadır.
sevgiler.

Kitap Kurdu dedi ki...

Çok güzel anlatmışsınız, ellerineize yüreğinize sağlık. Kütüphanemde ne zamandır duruyor, öne çıkarmalı mutlaka. Teşekkürler...

SERAP dedi ki...

Kitabın bu kadar güzel olmasında kesinlikle yazarının rolü çok büyük.Anlatımın yine inanılmaz ayrıntılar barındırıyor,çok sevdim.Koyduğun fotoğraf için kesinlikle kocaman bir "TEBRİKLER"i de aldın benden:)

Muhabbetle...
Şu telefon numaranıda gönder artık da:)))

Sanem dedi ki...

Hiçbir ayrıntıyı atlamayan nefis paylaşım için teşekkürler. :))

Dilek dedi ki...

Muhteşem bir kitap ayrıca filmide çıktı seyretmenizi tavsiye ediyorum.

Berrin'deniz' dedi ki...

7 sene once hamıleyken okumustum:)
aslında tekrar okuyabılırım. hatırlattıgın ıcın tesekkurler..

Burcin Ozgun dedi ki...

ben dört gözle yeni kitap yorumları bekliyorum...

asli koyuncuoğlu dedi ki...

Beğenerek okuduğum kitaplardan biri.Üniversite yıllarımda çok sevdiğim bir arkadaşım hediye etmişti,mutlaka okumalısın diye.Tekrar okuyabilirim.

SERAP dedi ki...

Şeker kızım,çok bekledim,sesin çıkmayınca merak ettim.İyi misin?En azından bir burdayım de şeker...

evvelzamanicinde dedi ki...

Serap merhaba, yazamayışımı anlatacak çok mazeretlerim var, sana mail atacaktım ama uzun zamandır internet bağlantımda sorun var. Bilgisayarım bazı sayfaları açmıyor, mailimin olduğu mynet de bunlardan biri ve msn. Ama blogları takip edebiliyorum. İnanır mısın, belki bir aydır bir sayfa kitap okumadım. Kitap alışverişi için eşimin gelmesini bekliyorum, kendisi şu an Afrika sularında. Kütüphane de eylül sonuna kadar kitap vermeyecekmiş. Kaldık mı kitapsız :-)
Okuduğum, yorum bekleyen dört kitaba da yorum yazacak zamanı ve isteği bulamıyorum kendimde.
Sana kısaca özet geçeyim: Eşim beş aylığına Afrika'da olacak. Henüz iki ay geçti. Bu iki ayda verem hastası olan babamı yanıma aldım, onunla ilgilendim. O gitti, belki okumuşsundur bir ara blogda yazmıştım sonra sildim, evsahibi ile sorunlar vardı, neyse atlattık ve aynı evdeyim, tabi onun dediği kirayı ödeyerek. Ama ben de kalorifer peteklerini değiştirttim. Evi badana yaptırdım, temizlikti, ramazandı derken bir bakmışsın okullar açılıyor. Rana ve ben de buraya tıkıldık kaldık yani.
Bayram tatilinde İstanbul'da olmayı umuyorum. Rana'nın göz muayenesi var bir de.
Sözün özü bir kahve-kitap ikilisi yapamayacağım bir süre daha.
Sıkıntıdan patlamak üzereyim arkadaşım :-)

teşekkürler merak edip sorduğun için. Sen yazmaya devam et, takipteyim, yazılarını keyifle okuyorum.

tüm kalbimle sevgiler...

SERAP dedi ki...

Gerçekten çok yoğun bir dönemdeymişsin .Rabbim sabır ve kolaylık versin.Kütüphanenin niye kitap vermediğini ise anlamadım.İstersen sana biraz takviye kiap desteği yapayım.Ne demişler blogdaş blogdaşın kitabına muhtaçtır:)Ranayı çok çok öp,cidden hasret kaldık şeker yazılarına:)

Kitap Kurdu dedi ki...

Kitapsız kalmak çok kötü olsa gerek. Size hemen kargo yapmak isterim, okuduktan sonra geri almak koşuluyla :), zaman boşa geçmesin, çok üzülüyorum ben boşa geçen zamana.

NEW YORK MUHTARI dedi ki...

yillar once okumustum ama yazinizi okuduktan sonra nedense bir kez daha okuma istegi geldi...:-)