Çarşamba, Eylül 16, 2009


YÜZYILLIK YALNIZLIK

Gabriel Garcia Marquez


Marquez... Ertelenmiş bir yazar, ertelenmiş bir dünya kendi adıma. Nedeni de okuyup okumamak arasında kararsız kalışım. Ve keşfi yazarın en popüler kitabıyla yapmaya karar verdim. Okuduk, kısa sayılmayacak bir süre önce, yine kısa sayılmayacak bir okuma hızıyla. Kolombiyalı yazar, Yüzyıllık Yalnızlık'la 1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış. Ne anlatmış, tarifi zor, o yüzden uzun cümlelere başvurup, uzun paragraflarla, anlatmak için kolay yolu seçeceğim -kısa yazmanın uzun yazmaktan zor olduğu fikri bana çok doğru geliyor-

Tuhaf bir kitap Yüzyıllık Yalnızlık. Bulutlara yükselen insanların yer aldığı kapağı, adı ve anlattıklarıyla. Kitabın kapağını açınca bir soy ağacı karşılıyor okuru. Buendia ailesinin soyağacı. Kitabı okudukça soyağacı çizelgesinin hiç de lüzumsuz olmadığını anlıyorsunuz. Neden mi, hem karakterlerin çokluğu, hem de erkek karakterlerin adlarının ya Arcadio ya da Aureliano oluşu sebebiyle. Hele ki kitabı okumayı uzun zamana yayarsanız o çizelgenin faydasını illaki görürsünüz.

Kitap arka kapağında yazar kendi cümleleriye çok güzel anlatmış, kitabın nasıl oluştuğunu, nelerden beslendiğini...

"Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda çocukluğumdan beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi, sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha az bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı...Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım...
Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şeyi anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız. ( arka kapak'tan)

Evet, isimleri bir örnek bir aile: Buendia ailesi. Jose Arcadio Buendia ve karısı Ursula. Mekan Macondo adında nehir çevresine kurulmuş bir köy. Köye gelen gezici çingeneler arasında en çok bilge Melquideas'tan etkilenen baba Buendia, onun derin etkisiyle köyü deniz kıyısına taşımayı düşünür, nedeni bilimin nimetlerinden yararlanmadan bu köyde ömrünü çürütmek istememesidir. Baba Buendia, Bilge Melquideas'la birlikte bir simya labarotuvarı kurar.
(Bu simya, bilim ve Melquideas merakı, Buendia'dan sonra oğullara ve torunlarına da miras kalacak. Bunlara ilave Melquideas'ın şifreli el yazmaları da Buendia ailesinin erkeklerini yıllarca meşgul edecek. Ta ki son Buendia erkeği şifreyi çözene dek.)

Melquideas'ın da aralarında bulunduğu gezici çingeneler beraberlerinde yeni icatlar da getirirler köye. Teleskop, mıknatıs, takma dişler, büyüteç... Çingeneler yine gelir, panayır kurulur, baba Buendia Melquideas'ı arar ama onun Singapur'da sarıhummadan öldüğünü ve cesedinin denize atıldığını söylerler ona. Çingeneler yine bir ilki getirirler Macondo'ya. Jose A.Buendia, onu dünyanın en büyük elması sanır ama sonra onun bir buz kalıbı olduğunu öğrenir, ona göre çağın en büyük icadı.

Jose Arcadio ve Ursula amca çocuklarıdır ve inanışlarına göre evlenirlerse çocuklarının domuz kuyruklu olmasından korkmaktadırlar. Evlenirler ve sağlıklı üç çocukları olur. Aureliano (Albay), Arcadio ve kızları Amaranta. Ama bu inanış bir lanet olarak peşlerini bırakmayacak ve yüzyıllık bir ömür biçecektir Buendia ailesine.

Arcadio'nun, henüz gencecikken köyün falcısı, şen ve şuh kadın Pilar Ternera'dan çocuğu olur. Ardından Arcadio gezici bir çingene kızının peşinden gider ve köyü terkeder,yıllarca da köye adım atmaz. Yıllar sonra eve döndüğündeyse evlerine çocuk yaşta gelen, toprak yiyen, parmağını emen Rebecca'yla evlenir.

Piler Ternera, iki kardeşin ikisinden de çocuk doğurur. Albay ülkede sürekli çıkan Liberallerle Muhafazakarlar arasındaki isyanlar arasında gittiği her yerden on yedi çocuk sahibi olarak döner ve çocuk yaştaki Remedios'la evlenir.

Albay Aureliano Buendia "İnsan ölme zamanı geldiğinde değil, ölebildiği zaman ölür."( S/211)

Ve bir gün Baba Buendia aklını yitirir ve onu bahçedeki kestane ağacının altına bağlarlar. Kestane ağacının dibinde yıllarca yaşar, nice mevsimler geçirir.

Beyaz çarşafla göğe yükselen Remedios, yıllarca gözünün görmediğini ailesinden saklayan ve körlüğünü ailesinin de anlamadığı anne Ursula da büyülü karakterlerden ...

El yazmalarında son Buendia şifreleri çözdüğü anda, aynalar (ya da seraplar) kentinin rüzgarla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceğini okur. "Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olamazdı".

Büyülü gerçekçilik tanımıyla etiketleniyor Marquez anlatısı, büyülü, masalsı. Yazarı okurken, okur çok fazla sorgulamıyor neyin gerçek neyin masal olduğunu. Daha ilk sayfalarda büyülü bir dünyaya adım attığınızı anlıyorsunuz çünkü. Ama bu büyülü atmosfer, belki karakter fazlalığı, belki anlatımdan okuru -ya da beni diyelim- çekimine alamıyor. Çabuk bitmesini dilediğim ama dileğime karşılık bulamadığım uzun ve yorucu bir okumaydı. Kimi okurlar için muhteşem bir kitap belki ama ben o kategoriye yerleştiremedim kitabı ve de yazarı. Uzak bir ihtimal ama belki yazarın ikinci bir kitabına şans veririm ileride.

Sözün özü, lanetlenmiş bir soyun tüm karakterlerini tanıdıktan sonra onları yazgılarına terk etmenin, üzerine kilit vurulmuş bir sandık gibi yokluğa hapsetmenin, yalnızlığa mahkum etmenin, hiç var olmamanın, bir düş ya da serap olmanın masalı Yüzyıllık Yalnızlık.

Jose Arcadio Buendia " İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir." (s/19)

Can Yayınları, basım yılı 2000, 403 syf. Çeviren: Seçkin Selvi

10 yorum:

lemanice dedi ki...

:))
okadar çok oluyorki bu kitabı okuyalı...
16- 17 yaşlarımda okudum ben bu kitabı-hayal meyal aklımda senin anlattıklarınıda okuyunca hatırladım biraz.aklımda kalan tek şey çocukların yaşlı kadınla uğraşmaları oynamaları.aslında ben beğenmiştim yüzyıllık yanlızlığı.kırmızı pazartesiyide taaa ozamanlardan almıştım okunacaklar listeme ama...hala okuyamadım.hele benim yaşıma yorucu bir kitaptı belki ama yine de beğenmiştim.)sevgiyle kal.

SERAP dedi ki...

Senelerdir okumak istediğim bir kitap.Bahar Karlarının etkisindende olacak başka marguez kitaplarına saldırdım.En sonunda kendime doğumgünü hediyesi almak için kitapçıya gittim bugün.Aslında aklımda belli bir kitap yoktu.Gözümün takıldığını almaya karar verdim.Zaman azlığından NT'ye daldım ve az olan seçeneklerin içinden bana gülümseyen Yüzyıllık Yalnızlığı gördüm.Elimi uzattım kitaba ve kendime hediye ettim:)
Bu sebeple ki yazdıklarının ilk paragrafından sonrasını okumadım,kitabı okuduktan sonra emin ol döneceğim tekrar bu yazıya:)Sevgiyle kal şeker kız...

GüLCaN dedi ki...

ben de okumaya çalışmıştım bu kitabı.. ama okuyamadım.. hatta şurda kitap hakkında görüşlerimi de yazmıştım..
http://egemenlihayat.blogspot.com/2009/01/yzyillik-yalnizlik.html

asli koyuncuoğlu dedi ki...

Müthiş bir kitaptır YÜZYILLIK YALNIZLIK.Nasıl yazılır böyle bir kitap?Hayranlık duymamak elde değil.

Anne ve kızları dedi ki...

Ben de okudum ama açıkçası çok da beklediğimi bulamadım.Sıkıntıyla bitirdim kitabı!Belki de Marquez'in tarzına alışamadım!

SERAP dedi ki...

Yine kayboldun:(

pisikopati dedi ki...

Ben 3-4 kere okudum sanırım, her seferinde de bir oturuşta bitirdim :)

Marquez'in kısa öyküleri belki daha çok ilgini çekebilir bir de onlara göz at istersen.

Ayşe'nin Kitap Kulübü dedi ki...

Yazarın Benim Hüzünlü Orospularım ve otobiyografik kitabı Anlatmak İçin Yaşamak'ı okudum daha önce. Anlatmak İçin Yaşamak'ta zorlanmadım desem yalan olur, hatta zaman zaman elimden bırakmak bile istedim. Belki de yanlış bir zamanda okumaya çalıştım. Benim Hüzünlü Orospularım'da ise yaşlı bir adamın ömrünün son yıllarını yaşayışı, aşkı ve cinselliği işlemişti. Geçtiğimiz aylarda ise TV'de tesadüfen Kolera Günlerinde Aşk adlı romanından uyarlanmış filmi izledim. Film beni çok etkiledi. En kısa sürede mutlaka kitabını da okuyacağım. Yüzyıllık Yalnızlık da okunacaklar listesine eklendi :)
Ayşe'nin Kitap Kulübü'nden Peyman

Sanem dedi ki...

Kimse yok muu?

N.Narda dedi ki...

Merhaba, Yüzyıllık Yalnızlık'ı geçen sene okumuştum. dün bir programda Marquez'in yazmayla, bir öykü kitabını oluşturma süreciyle ilgili notları anlatılıyordu. Sabah ben de Yüzyıllık Yalnızlık'ı tekrar aldım elime. Yazarın da dediği gibi ilk paragrafta belli oluyor herşey. Çok ilginç bir kitap oldu benim için de. ve beğendim . Evet, okuması yorucuydu ama o uslup beni gerçekten şaşırtmıştır. Sırada 12 Gezici Öykü var. Bakalım. Selamlar.