Cuma, Şubat 29, 2008


DÖNÜŞÜM

Franz Kafka


Franz Kafka, çokça işittiğim bir yazardı ama Dönüşüm kitabını okuyana dek, ne yazar ne de eserleri hakkında yeterli bilgim vardı. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak.

İsmini ve baş karakterini(Gregor Samsa) sık duyduğum, "Dönüşüm" adıyla Türkçe'ye çevrilen, üzerine pek çok inceleme, eleştiri yazılan bu kısa romanın konusu şöyle:

"Gregor Samsa bir sabah korkulu bir düşten uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak buldu" cümlesiyle başlıyor kitap.

Babasının iflasından sonra ailenin tek geçim kaynağı olan Gregor Samsa, kabuslu bir gecenin sabahında, yatağında böceğe dönüşmüş olarak uyanır. Fiziksel olarak dev bir böcek görüntüsündedir ama hâlâ bir "insan" gibi düşünebilmekte ve "insan" gibi sevebilmektedir.
Gregor böceğe dönüşmesinin ardından odasından çıkmaz. Ailesi işe geç kalmasından endişelenir ve onunla konuşmaya çalışır. Müdürü de Gregor'un gecikmesi üzerine evine gelir. Gregor, müdüre kapıyı açar. O zamana dek görülmedik, duyulmadık bir manzarayla karşılaşan aile ve müdür dehşete kapılır. O günden sonra kız kardeşi hariç kimse Gregor'u görmeye bile tahammül edemez. Kız kardeşiyse her gün düzenli olarak odasına yemek getirir. Gregor, kardeşi geldikçe onu ürkütmemek için ranzasının altına saklanır. ( Gregor ve ranza ilişkisi )

Günler geçer, Gregor ve ev ahalisi bu duruma çaresiz katlanırlar. Artık babası ve kız kardeşi de çalışmaktadır. Bu arada evlerine pansiyoner alırlar.

Gelelim Gregor'a: Odası depo olarak kullanılmaya başlanmıştır, çöp kovasına varana dek. Gregor'un odasında değişiklik yaptıkları sırada, annesinin, ranzasının altından çıkmış, duvardaki tablonun üzerinde duran Gregor'u görüp baygınlık geçirmesiyle öfkeye kapılan babası, eline aldığı meyve tabağıyla Gregor'u meyve bombardımanına tutar. Attığı elmalardan biri Gregor'un sırtına saplanır. Artık sırtına babası tarafından elma saplanmış yaralı bir böcektir.

Bir akşam, yeni kiracılar yemeklerini yerler ve kız kardeşinden kendilerine keman çalmasını isterler. Kız kardeşinin keman çalmaya başlaması üzerine Gregor, odasından çıkar, kimse onu farketmez ta ki kardeşinin yanına gelene kadar. Kiracılar gördükleri karşısında şaşkına dönerler ve kira sözleşmelerini fesh ettiklerini söylerler. O ana kadar Gregor'a acıyan ve ona yardım eden kız kardeşi, ailesine ondan (Gregor'dan) kurtulmaları gerektiğini söyler.

"Defolsun gitsin, başka çare yok baba. Onun Gregor olduğu düşüncesinden kurtulmaya çalış. Bu düşünceye çok uzun süre inandık, başımıza gelen felaketlerin nedeni de bu zaten. Bu şey nasıl Gregor olabilir ki? O olsaydı eğer, insanların böyle bir hayvanla birlikte yaşayamayacağını çoktan anlar ve kendiliğinden çekip giderdi. Onsuz kalırdık ama yaşamayı sürdürebilir ve anısını da onurla korurduk."

Ailesi Gregor'dan kurtulmayı düşünedursun; Gregor günlerdir boş midesiyle, sırtında yer etmiş çürümüş elmasıyla; yorgunluğun, direncin tükenişinin, dışlanmışlığın, hayatın katı acımasızlığının alegorik ifadesi "böcek" haliyle nokta koymuştur hayata.

Ve artık Samsa ailesinin tek dileği, kızlarına "iyi bir koca" bulmaktır...

Kafka'nın bu romanı otobiyografik özellikler taşıyor. Kafka'nın her açıdan zayıf haline tezat babası güçlü bir karaktermiş ve babasının gözünde Kafka,tam bir "böcek"miş. Yazar kendi hayatındaki bu ezikliğini, kahramanı Gregor Samsa'yı edebiyat dünyasının unutulmaz karakterleri arasına sokacak güzel bir kurgu ve fantastik bir işleyişle yazıya dökmüş.

Dönüşüm'ü okurken her ne kadar fantastik bir işleyiş olsa da, anlatılmak istenen konunun yalın gerçekliği; kendisine yüklenen sorumluluk altında ezilişi,ailenin sevilen bir öğesiyken sıradışı yahut sıradan olumsuz bir durum karşısında sevginin ve saygının değer kaybedişi,işe geç kaldığı için müdürünün eve gelmesi ve gördüğü durum karşısında bile para getirecek işi düşünebilmesi - ki oldukça ironik bir durumdur bu- bu kitabı olağandışı ve olağan arasında bir yere oturtuyor.

Beğendim, tavsiye ederim...

5 yorum:

Birgül dedi ki...

Bu yazarı bende çok duydum .Heniz hiç kitabını olkumadım sende onay verdikten sonra okumak gerek o zaman.

Vişne Ağacı dedi ki...

Beğendiğim bir kitaptı.
İlk okuduğumda Kafka'nın babasının onu sevmediğini, Kafka'nın da onları terketmek istediğini düşünmüştüm. Yazdıklarını ise o onları terkettikten sonra acaba nasıl bir duruma düşmüşlerdir diye merak edip, bunu düşünerek yazdığını düşünmüştüm.
Kendi bir böcek olarak seçmesinin sebebini de olan bitenleri daha rahat görebilmek, duyabilmek için diye yorumlamıştım.
Meğer, neden kendini böcek olarak seçtiğine gelinceye kadar doğru yoldaymışım.Yazın sayesinde de neden böcek olarak seçtiğini öğrenmiş bulunuyorum :)

Kendimin gurbetiyim dedi ki...

Bu romani ben de yaklasik 7-8 ay evvel okumustum. Hem de bir solukta. Kafka'nin en önemli özelligi cok olagandisi durumlar icad edip, onun nereye varacaginin ve nasil sonuclanaciginin hicbir sekilde emarelerini göstermemesi.

Ilk bu durumla karsilastiginizda 'Olmaz böyle birsey' diyorsunuz ve ondan sonra da 'Nasil olur'unu anlamak icin ve 'Nasil sonuclanir'ini cözmek icin okuyorsunuz.

Kafka cok sasirtan, kafa karistiran bir yazar. Olayi sadece anlatildigi cerceve dahilinde degerlendirerek okursaniz, mantiksizligindan dolayi pes edebilirsiniz. Fakat mecazi boyutuyla degerlendirerek, bir nevi bir siir okur gibi okursaniz, tadina doyamazsiniz. Emin olun, bu durumda Kafka'nin bir romanini defalarca ilk defa okurmus gibi okursunuz.

Sayet Türkceye tercüme edildiyse, mutlaka 'Dava' veya 'Durusma' adli romanini okumanizi tavsiye ederim. Sayet romanin Türkcesi yok ise en azindan romanin icinde gecen 'Kanun önünde' adi verilen kisa meseli/parabolayi bulup okumanizi siddetle tavsiye ederim. Sayet onun da Türkcesi yoksa, seve seve Türkceye tercüme edip size sunmak isterim (zaman buldugumda).

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili Birgül, teşekkür ederim yorumun için...

Sevgili vişne ağacı, sanırım yazar hakkında bilgi sahibi olmadan sadece kitabını okuyup enteresan çıkarımlar yapmışsın: güzel tespit.
Lakin ben yazar hakkında biraz fikir sahibi olup öyle okuduğum için kitabı, senin gibi çıkarımlar yapma durumum olmadı ama sadece kitabı okusaydım ve yazarı hakkında bilgim olmasaydı senin gibi keskin ve doğruya çok yakın varsayımlar üretebilir miydim bilmiyorum, pek sanmam.
Bilgilendirdiğime ve güzel yorumuna sevindim...

Sevgili kendimin gurbetiyim, okumak istediğim gibi bir yorum, teşekkürler.
Kafka'nın henüz bu kitabını okudum sadece ama Şato ve Dava'yı da okunacaklar listeme ekledim. Türkçe çevirileri var ama nazik teklifiniz için de teşekkür ederim.
Blog dünyasına hoş geldiniz...

Tuana dedi ki...

Franz Kafka deyince bende akan sular durur.
Tüm kitapları mevcut bende, 13 yaşından beri bağımlısıyım kendisinin.
İlk okuduğum kitabı dönüşümdü mükemmeldir. Gregor Hamsa en sevdiğim kitap kahramanlarından biridir. Anlatılmak istenen çok iyi bir şekilde anlatılmıştır, ailenin karşısında nasıl bir böcek gibi ezildiğin...

Milenaya mektuplar, Babama mektup ve Şato eserlerini de eğer okumadıysanız tavsiye ederim, kesinlikle beğenirsiniz :)

Kafka'nın Milenayla olan yasak aşkı dillere destandır Kafka Milena'ya yazdığı mektuplardan birinde der ki ; "En çok seni seviyorum" diyorum, ama gerçek sevgi bu değil belki, Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki.

Sanırım bunun üzerine söylenecek pek birşey yok .