Çarşamba, Mayıs 28, 2008


KUMPANYA

Sait Faik Abasıyanık

Türk hikayeciliğinin en önemli kilometre taşlarından, hatta yazınımızda olay hikayesinin öncüsü sayılan Ömer Seyfettin'e mukabil durum hikayesini edebiyatımıza taşıyan çok mühim bu edebi kişinin hiçbir eserini bu kitaba kadar okumamış olmama pek hayıflandım doğrusu.

Duru,berrak,tertemiz Türkçesiyle, halk ağzıyla; her tabakadan karakter seçimiyle, içindeki insan sevgisini hikayelerinde hissettirişiyle yazınımızın en üst sıralarında her daim yerini korudu ve "istikbalin edebiyat kitaplarında" da yerini koruyacak.

Sait Faik, öykü,roman,şiir türlerinde eserler vermiş ama özellikle öyküleriyle Türk edebiyat tarihine adını yazdırmış büyük bir kalem.

Ek bilgi: 1964'ten beri her yıl "Sait Faik Hikaye Armağanı" adı altında edebiyat yarışması düzenlenmekte.

Gelelim Kumpanya'ya: Kitapta üç hikaye yer alıyor. Kumpanya, Kriz ve Gauthar Cambazhanesi.
Kumpanya, bir tiyatro kumpanyası oyuncularının kumpanyaya isim arayışlarından oyunları belirlemelerine, turne için para bulma çabalarına, turneye çıkışlarına ve bu süre içinde yaşadıklarına tanık olduğumuz keyifli bir anlatımı olan, inceden de haklı ya da haksız olmanın göreceliğini hikaye eden bir eser.

Kriz de, insanın her şeyden önemli olduğunu, Sait Faik'in içindeki insan sevgisini hikayenin kahramanında yaşattığı ve yine kahramanın bir diyaloğundaki şu ilginç soru örneğiyle okuyucuya farklı duygular hissettirdiği bir hikaye. Soru şöyle, farz edelim Louvre Müzesi yanıyor. İçeride ünlü Mona Lisa tablosu var. Tabloyu mu kurtarırsınız yoksa aynı yerde mahsur kalmış bir çocuğu mu?
Hikayede bu soruya "elbette tabloyu" diyenler de çıkıyor. Ama soruyu soran kahramanımız içlerinden birini gönlünden tebrik ediyor. O da "Çocuğu kurtarırım, sadece insan olduğu için" diyeni.

İnsan sevgisini konu alan bu hikayede bir cümlenin altını çizdim ki, o da şu:
"Edebi eserler insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel dünyaya götürmeye, kurmaya yardım etmiyorlarsa neye yarardı?" (82.syf)

Üçüncü ve son hikaye Gauthar Cambazhanesi'nde, aynı kıza aşık olan iki arkadaşın öyküsü anlatılıyor. Kaybetmenin son olmadığı hoş bir hikaye.

Yazarla tanıştım, artık diğer hikayelerini de okuma listeme eklemenin zamanı geldi.

Yapı Kredi Yayınları, basım yılı 2008, 100 syf.

7 yorum:

kaldirimcocuklari dedi ki...

Sait Faik eserlerini okumadan evvel o tatlı gülüşü sevdirdi kendini bana.Kumpanya'yı okurken çok eğlenmiştim. Kayıp Aranıyor'u da beğenmiştim tavsiye ederim.

Vişne Ağacı dedi ki...

Ben de daha bu kitabı okumadım ama bu yorum üzerine okumamak olmaz.En kısa sürede bir yerden bulup buluşturmalıyım.

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili kaldırım çocukları, teşekkürler yorum ve tavsiye için. Listeme ekledim.

Sevgili vişne, bu kitap ya da herhangi bir Sait Faik kitabı, yazarla tanışmadıysan mutlaka tanışmalısın.

sevgiler...

cinar dedi ki...

Bu kitabı okumadım, henüz bir fikrim yok ama şarkı o kadar güzel ki, bir şeyler yazmadan sadece okuyup gitmek olmazdı :) Sevgilerimle...

evvelzamanicinde dedi ki...

Sevgili çınar, müziği beğenmene sevindim tabi varlığını hissettirmene de :-)

sevgiler...

Sokak Lambası dedi ki...

Ne güzel anlatır dülger balğının ölümünü Sair Faik. Ölmüştür balık, yazık olmuştır; ancak ölümlü olan hangi varlğın ölümüne bu kadar törensel ve destansı bir yazı yazılmıştır;) Ölmüştür balık, ama şanslıdır. Farid Farjad'ı duyduğuma sevindim:)

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba Sokak Lambası, hoş geldiniz...
Sait Faik kitaplarıyla geç tanıştım ama diğer kitaplarını da keşfe çıkacağım. Bahsettiğiniz hikayeyi de merak ettim doğrusu :-)
teşekkürler güzel yorumunuz için.

sevgiler...