Cuma, Ocak 08, 2010

BİRİ BİZİ HASTA EDİYOR
Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Bu pek iddialı başlığın altında ve devamında alt başlık/yan başlık "Hapı yutmamak için ne yapmalı?" sorusunun cevabını kitabın iç sayfalarında bulmak mümkün mü? Mümkün, aslında pek çoğunu bildiğimiz, bilmediklerimize de çok şaşırmayacağımız şeyleri anlatmış yazar.

Bugün ilaç sektörünün dünyanın en çok kazandıran sektörü olduğunu duysanız şaşırır mısınız bilmiyorum ama yakında marketlerde bile kendine yer bulacak reçetesiz ilaçlar. (ki asprin, gripin vb. ben bildim bileli var da) -bunlara tezgah üstü ilaç deniyormuş-. Peki bu iyi mi, ilaç reklamı yapılması ne kadar doğru (yabancı tv'lerde karşılaşılan bir durum), diş macunu, şampuan gibi ürün reklamlarında enstitü ya da vakıfların yer alması tüketicide güven mi güvensizlik mi oluşturur?, yine kimi vakıfların bilimsel bir vakıf olmamasına rağmen gıda ürünlerini tavsiye etmeleri ne kadar doğru?
Bunların yanında gereksiz yere çekilen röntgen ve tomografiyi, cep telefonunun sağllık üzerindeki olumsuz etkilerini, pek çok şeyde ama özellikle oyuncaklarda yer alan zararlı kimyasalları, güzel kokusuna kanıp sağlımızı tehlikeye attığımız parfümler, spreyler, deterjanlar, kırtasiye malzemeleri hatta yiyecek ve içecekleri...
"Sihirli minarel"den "öldürücü toz"luğa düşen ateşe dayanıklı kansorejen bir mineral olan asbest (ya da amyant)in kullanım alanlarının çokluğu, radon gazını, dizel yakıtı, egsozu zararlarıyla açıklıyor.

Kolestrolün sanıldığı kadar korkutucu olmadığını ve aslında ne olduğunu... Postmodern hastalık olarak tarif ettiği hiperaktivite ve dikkat eksikliğini bir de onun kaleminden öğreniyoruz.

Hayy Kitap'ın sağlık kitapları arasından seçtiğim bu kitabı daha önce yine aynı yayınevinden çıkan ve pek bilgilendirici bulduğum Serkan O.Yimsel'in Doğru Beslenmeyle İlgili Yanlış Bildiklerimiz kitabının beğenisiyle seçtim. Prof.Dr. yazarımız kimi yerlerde kendini tekrar etse de genel itibariyle faydalı bir esere imza atmış. Komplo teorilerine alıştık milletçe, o yüzden ilaç üzerinden oynanan oyunlar ve yazarın verilerle ifade ettiği anlatısı çok uzak gelmedi bana. Yazar yazmış ve ben de doğrudur diyorum. Niye mi şu diyaloğa bakın (tarafımca yaşanmıştır).


-Evet, çocuğun nesi var?
-Çocuğun ağzından iltihap kokusu geliyor. Grip olduğunda daha ağır ama olmadığında bile hafif bir iltihap kokusu duyuyorum.
Çocuğa döner, aç ağzını,yum gözünü olayından sonra
-Bademciğini aldırın bunun.
-Niye? Şiş mi bademciği, iltihaplanmış mı?
-Yok ama koku yapar zaten pek bir yararı yok. Beni dinle sen aldır bademciği.
-Bir de konuşurken çok net çıkmıyor sanki sesi acaba burnunda et olabilir mi?
-Ben de onu diyecektim, genzinde et vardır onun. Onu da aldır.
-Geniz akıntısı koku yapıyor olabilir mi?
-Yok. Geniz akıntısı koku yapmaz. Sen aldır onun bademciğini, geniz etini de aldır. Kaç yaşındasın sen?
-27.
-İnanmamış gibi bakıyorsun ama senin yaşın kadar meslek hayatım var benim.
-?!!!!!????... derin bir sessizlik ( iç ses: Ne yani bu seni akıllı mı yapar, senin gibi işi ticarete dökmüş bir zavallıya geldiğim için kafamı hangi duvara toslasam? Ya da benim için bir iyilik yapıp kafanı duvara toslar mısın?)

vay ki vayy ...................


Hayy Kitap, basım yılı 2008, 116 syf.

1 yorum:

Burcin Ozgun dedi ki...

Sn. Evvel Zaman içinde,

Bozgun Odası Sakininden Selamlar,
Sizin e-posta adresinize ulaşamadığım için buraya yazmak zorunda kaldım.
Kusura bakmayın.

Kitap yorum ve yazılarınızın baska bir web sayfasında daha yayınlanması için size bir e-posta gondermek istemistim. Eğer ilgilenirseniz; detaylı bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. Lutfen e-posta adresden geri donus yapin.

Saygılarım
e-posta adresim : burchemar@gmail.com