Cuma, Aralık 03, 2010


UZUNHARMANLAR'da BİR DAVETSİZ MİSAFİR

Sezgin Kaymaz

Sezgin Kaymaz külliyatının ilk kitabı ve üstelik yazarını arayan bir kitapmış bu kitap. Şöyleki yazarın yazıp evinde beklettiği bu kitabı bir arkadaşı okumak için ödünç alır ve yayınevine götürür. Yayınevi kitabı basmaya karar verir ama ortada yazar yoktur. Kitabı yayınevine götüren arkadaş da ortada olmayınca yayınevi çok satan bir gazeteye "Yazar Aranıyor" diye ilan verir.

Böylece Sezgin Kaymaz edebiyat dünyasına adım atar. Henüz öğrendiğim bu enteresan başlangıç hikayesi "iyi ki" dedirtti bana, "iyi ki Sezgin Kaymaz yayınlatmış kitabını ve iyi ki Türk edebiyatında böyle bir yazar var". Sezgin Kaymaz'ın şöyle bir özelliği var ki yazarın bir kitabını okuyan ikinciyi, ikinciyi okuyan üçüncüyü merak ediyor. Ben beşinciyi yeni bitirmiş bir okur olarak altıncıyı çok merak ediyorum mesela. Her kitabı fantastik öğeler içeren yazar günlük konuşma diliyle yazdığı için kitapları da bir çırpıda okunuyor üstelik.

Bakalım bu kitapta nasıl bir fantastik kurguyla okura keyifli saatler yaşatıyor Sezgin Kaymaz?

Kitabın baş kişisi Musa, Uzunharmanlar mahallesinde bir bekar evi kiralar. Ama daha ilk gecesinde kendi kendine ışıkların yanıp söndüğü gaipten seslerin geldiği ev, Musa'nın canını sıkar ve evi kiraladığı Beyabi'ye evdeki ilk gecesini anlatır. Beyabi evi temizleyip veremediğinden dertlenedursun, Musa aksine evin pırıl pırıl olduğunu, buzdolabının tıka basa dolu olduğunu, eve onun için bırakılan pantolonla gömleği de giydiğini söyler. Musa'nın sözleriyle iyice afallayan Beyabi evi derleyip toplayanın, yemekleri pişirenin Aspendos adında bir kadın olduğunu söyler ve Musa'yı uğurlar. Musa'nın gidişinin ardından tüm çarşı esnafına Musa'nın çarşıya geleceği haberini uçurur, Aspendos'un yaptıklarına ilave.

Musa çarşı esnafından bakkala gider evvela. Tanışma faslından sonra bakkal Beyabi'nin kiraladığı evde kimsenin bir aydan fazla oturmadığını, her gelenin kaçarcasına gittiğini ve Beyabi'nin de eve giremediğini öğrenir. Bakkaldan sonra soluğu araba tamircisi Kirkor Usta'nın yanında alır. Ardından taksici Sabri'yle görüşür ve eve döner ama ev bıraktığı gibi değildir; etraf toparlanmıştır ve yatağın üzerinde de açık bırakılmış bir kitap vardır. Musa burnundan soluyarak Beyabi'ye gider ve gördüklerini anlatır. Ve neticede Beyabi dışarıdan eve kimsenin girmediğini söyler Musa'nın kendisinden başka. Musa'dan önceki kiracıların da Aspendos yüzünden kaçtıklarını söyler.

Korksa da evine geri dönen Musa, mutfağa girer ve masada iki çay bardağı, sedirin üzerinde kültablası ve içinde de yarısı içilmiş, dumanı hala tüten filtresi rujlu sigarayı görünce deli gibi fırlayıp diğer odalara bakar, mutfağa geri döndüğünde ise çayın altının yakıldığını ve tepsiye şekerliğin konduğunu görür. Bunun üzerine "çık ortaya" diye bağırmaya başlar ama yan komşudan gelen sesi gaipten zannedince düşer bayılır. Gözlerini açtığındaysa karyolasında uzanmaktadır, alnında da sirkeli bez...

"Ayıldın mı koçum?" ... İşte Musa ve mahallelinin koyduğu adıyla Aspendos'un tanışma sahnesi. Musa sorar, Aspendos cevaplar ya da gerçek adıyla Leyla. Arada gırgır şamata, arada harala gürele Leyla'nın bol okkalı küfürleriyle geçen sohbetlerden sonra cevabını bekleyen bir soru çıkar ortaya: Uzunharmanlar'da, Ruşen Sokak 14 numarada kim ev sahibi, kim misafir?

Musa, aklındaki tüm sorulara Leyla'nın verdiği cevaplara inanacak bir süre. Ve ardından tüm mahalleli Leyla'nın cevaplarının yetersizliğine ikna edecek Musa'yı. Uzunharmanlar'a geldikten sonra Ankara'da deniz kenarında çay içtiğini söyleyen Musa, başta Erzurumlu Teyze mahalle sakinlerinin açıklamaları ve yardımlarıyla uyanacak ama hangi uykudan?

Uzunharmanlar bir nevi durak/araf. Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir ise pek keyifli bir Sezgin Kaymaz kitabı. Uzunharmanlar durağında ana karakter Musa ile beklerken zaman su gibi akıp geçiyor, yerli yersiz gülüyor, felsefe deryasına dalıyorsunuz arada. Şimdi ben, "Şöyle keyifli, sürükleyici bir kitabın var mı?" diyene, "Sezgin Kaymaz'la tanışmış mıydın?" diyorum,
Alper Canıgüz'ü de es geçmiyorum tabi.

İletişim Yayınları, basım yılı 2007 (ilk basım 1997), 274 syf.


3 yorum:

STİLETTO dedi ki...

tekrar yazman güzel :)

berrin..

Meral dedi ki...

pek severim bu kitabı, geber anne favorimdir ikincisi de bu.

selamlar

evvelzamanicinde dedi ki...

Berrin merhaba, teşekkür ederim :-)

Sevgili Meral, güzel tercihler, sanırım Lucky'yi de okumuştun, değil mi? Sezgin Kaymaz'ı sevdiğini hatırlıyorum. Lucky de çok başarılıdır.
Ateş Canına Yapışsın'ı da hayalgücü ve anlatım zenginliğiyle başarılı bulmuştum ben, okumuş muydun?

sevgiler...